hayallerini yak

Bu gece yıkılmışlığımıza içiyoruz




Her şeyini..

Hayal et. Hayır,lütfen,öyle değil.Gerçekten istediğin bir şeyin gerçekten olduğunu hayal et. Yanından bütün bir hayat akıp gider.Yok yok,gerçekten akıp gider..Her şeyini verebilirsin gerçekleşsin diye.Her şeyini.

Saydım da,şu satırla üst satır arasında 250 kelime daha vardı.Çok isterdim “Okunur” diyebilmeyi.Ama.Hayal etmek çok saçma lan.Hayal edip de gerçekleşmemesi çok daha kötü.Yine de yarattığı duygudan emin değilim.Hala içimizdeki o sızıyı yazamıyoruz çünkü.

Şu arada 50 kelimelik bir şeyden daha bahsettim ama sanırım kimseyi ilgilendirmez küçükken sabah ezanından korkan kızın şimdi her gece ağlayarak uyandığı.Çünkü bu hayal kırıklığıyla ilgili ikinci yazım.Bir daha da yazdırırsan ağzına sı..ah çakmağım nerde ?!




kırılan bardaklardan daha keskin bir sesi var kırılan hayallerin

Ilık bir akşamüstü kot pantolonunu dizlerine kadar sıvamış bir kızın denizin ortasında suları sıçratırken attığı sevinç çığlığı gibiydi hayalim. Ya da o kızın sevgilisinin sigara kokan parmaklarıydı.Ya da tuzlu yanaklarıydı.Deniz kabuklarının kapladığı kumsalda,bulduğum kuş tüyü gibi de olabilir,tam emin değilim.En güzeli hangisiyse.Hayalim,en güzel olan her şeydi.

Sonra ”kırıldı.” Ilıklık,batan güneş,deniz,kumsal kırılır mı deme;parçalandı orta yerinden.Hayalimin kırıklarını çok toplamaya çalıştım yerden.Ellerimi çok kanattı.Çok yapıştırmaya çalıştım her şeyi yerli yerine.

Tek bir yalan,tek bir kol hareketiyle düşürdü komidindeki Aşk ve Gurur’un * yanından hayallerimi.

Yalan hiç ılıklığı,güneşi,koskoca denizi,kumsalı kırar mı deme;bir daha hiç bulamadım ılıklığın en güzel yerinin kırığını.Güneşin batan kırmızısını,denizin en derinini,kumsaldaki kuş tüyünü bir daha yerine koyamadım.

Hiç bulamayacağım kırıklar,”Alışırım.” dediğimde boğazıma takılıp durdular her yutkunuşumda.

Bir daha hiç giremedi o kız,pantolonunu dizlerine kadar sıvayıp o güzel denize.Hep geri geri kaçmak zorunda kaldı ; su çok soğuk,hava da o kadar ılık değil diye.

“Sonra her şey birdenbire çirkin, birdenbire çirkin, birdenbire çirkindi.” **

* Aşk ve Gurur:Jane Austen,İngiliz edebiyatı.

** Edip Cansever’den



Kim bana baloncuk hediye edebilirdi ? Kime gökyüzüm diyebilirdim ?


Mini mini bir kıç donmuştu

(Kaynak: benhepvardim)

Via Efendim ?

Anlatmak istediğim,ne zaman öleceğimi bilmiyorum ve eğer şimdi ölmeye kalkışırsam buna hiç hazır değilim.Dudaklarım kurumuş,ellerim çatlamış,canım da sıkkınken ölemem ben.Çok sevmek  ve çok özlemek ve çok düşünmek,onun yerine de düşünmek çok yorucu ve artık çok sıkıcı.Sabahlara sevinmek istiyorum.

Nedense senin anlamak istediklerin,benim her şeyi abartmamla ilgili.Bana daha güzel ‘Seni seviyorum’ desen,yine eskisi gibi uzun uzun mesaj atsan,sen de beni özlesen eskisi gibi,dudaklarımdaki yaralar geçicek bundan eminim.

Demek istediğim,değişme.


asla yeterince öpmüş olmazsın

(Kaynak: kafalardacicekleracmis)

Via
Taze,yeni demlenmiş iki bardak çay.Kül tablasında,dumanı çayın kıvrımlı dumanına karışan birine kırmızı ruj bulaşmış iki sigara.Başımı yukarı kaldırdığımda birkaç dal parçasının üzerine sevgili olmuş ve -büyük ihtimalle aşkının verdiği utançtan olacak- kızarmış yapraklar.Dudaklarımın hali gibi.Yapraklardan sonra pürüzsüz,mavi bir gökyüzü.Bakışlarımı indirdiğimde,karşımda gökyüzünden daha mavi bir adam.Islak gözlerine ve yüzünün kıvrımlarına baktıkça ”Bu güzelliği hak etmek için ödediğim bedel neydi?” diye düşünmekten kendimi alamadığım adam.Kendimi alamadığım adam..
Kulağımda yaklaşık üç dakikada bir değişen çok güzel şarkılar.Bütün şarkıların anlattığı ; mavi bir adam.Havada toprağın,çayın,sigaranın ve O’nun masumiyetiyle aşkının kokusu. Havadaki koku tıpkı şarkılar gibi.
Sonra bu anın tadını çıkarmak için gözlerimi kapatıyorum.Usul usul,bir dünyanın,bir mutluluğun,yeni bir yılın bana yaklaştığını hissediyorum.Hissettiklerim doğru çıkıyor.Nitekim sevgilim,dudaklarımın kenarına sıcacık bir hazzı yerleştiriyor.
Evrenin bana “Mutlu Yıllar!” diye fısıldadığını duyuyorum.Gözlerimi açıp gülümseyerek “Mutlu Yıllar” diyorum masmavi adama.
“Yanımda ol” diyor..

Taze,yeni demlenmiş iki bardak çay.Kül tablasında,dumanı çayın kıvrımlı dumanına karışan birine kırmızı ruj bulaşmış iki sigara.Başımı yukarı kaldırdığımda birkaç dal parçasının üzerine sevgili olmuş ve -büyük ihtimalle aşkının verdiği utançtan olacak- kızarmış yapraklar.Dudaklarımın hali gibi.Yapraklardan sonra pürüzsüz,mavi bir gökyüzü.Bakışlarımı indirdiğimde,karşımda gökyüzünden daha mavi bir adam.Islak gözlerine ve yüzünün kıvrımlarına baktıkça ”Bu güzelliği hak etmek için ödediğim bedel neydi?” diye düşünmekten kendimi alamadığım adam.Kendimi alamadığım adam..

Kulağımda yaklaşık üç dakikada bir değişen çok güzel şarkılar.Bütün şarkıların anlattığı ; mavi bir adam.Havada toprağın,çayın,sigaranın ve O’nun masumiyetiyle aşkının kokusu. Havadaki koku tıpkı şarkılar gibi.

Sonra bu anın tadını çıkarmak için gözlerimi kapatıyorum.Usul usul,bir dünyanın,bir mutluluğun,yeni bir yılın bana yaklaştığını hissediyorum.Hissettiklerim doğru çıkıyor.Nitekim sevgilim,dudaklarımın kenarına sıcacık bir hazzı yerleştiriyor.

Evrenin bana “Mutlu Yıllar!” diye fısıldadığını duyuyorum.Gözlerimi açıp gülümseyerek “Mutlu Yıllar” diyorum masmavi adama.

“Yanımda ol” diyor..


110
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close